her şeyin daha da kötüleşmesini isteyenler için %100 başarı oranlı bir yöntem.
- Gœk

- 28 Kas 2025
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 5 Ara 2025
her şey daha da kötü olsun, iyice içinden çıkamayalım, rezil kepaze olalım, elimizde kalanı da yitirelim gibi bir dürtünüz varsa,
acele edin.
valla.
telaş sizin için bir yaşam stili olsun.
her şeyi koştura koştura yapın, düşünün, yürüyün, okuyun, hatta okumayın izleyin.
arkanızdan atlı kovalar gibi yaşayın bu hayatı.
çok işiniz var çünkü.
herkes sizden bir şey bekliyor.
her şeye yetişmek zorundasınız.
hiçbir şeyden geri kalamazsınız.
işler bekleyemez.
insanlar bekleyemez.
kimseye yük olamazsınız.
giden vakit geri gelmiyor.
her şey aleyhinize işliyor.
-----
her şeye koşturup alel acele halletmeye çalıştığınızda geriye kalan o daha fazla zamanda size ne kalıyor farkında mısınız?
yorgunluk.
kocaaaaaa bir yorgunluk.
önce iş hayatında her şey acil.
sonra kendi hayatınızda.
acil kelimesini ilk olarak 'kurumsal hayat'a başladığımda hayatıma yasladılar, evet yasladılar. acil proje, acil iş, acil teklif.
neyi acil abi? usta şantiyede benim projemi mi bekliyor duvarı çıkmak için, harç mı kuruyor şuan ben çizim yaparken?
işten çıkıp eve gidip evde de çalışan arkadaşlarım vardı. çok nadir olmakla birlikte bunu ben de yaptım. ama o şirketten çıkarken kendime motto edindiğim bir cümlem vardı artık.
'ACİL DURUM' SADECE HASTANELERDE OLUR.
aklınızın bir kenarında dursun.
------
ama hayatımdaki aceleciliğimi atmam henüz bir kaç ay önceki iş, yani daha çok yeni bir durum benim için.
eskiden olsa kuruyup çatlayacağım sabırlar gösteriyorum şimdi.
bekliyorum, izliyorum, zaman tanıyorum.
hele ki bu aceleciliğin panikle birleştiğini düşündüğünüzde, işler çok sarpa sarıyordu benim için. öyle dur yere kolum ağrıyor mesela, aman allahım ne oldu şimdi diyip en kötü sağlık senaryolarını yazar hemen hükmü verir karalar bağlardım. hayır abi, bir dur bakalım, belki de sadece üstüne yattın.
(ve evet, sonraki gün geçen o ağrıyla anlıyoruz ki önceki gece biraz deli yatmışız.)
sadece bir örnek.
---
ama sanıyorum artan teknolojik süreçlerin de etkisi büyük.
yemek bile yapmıyoruz bazen, telefondan söylüyoruz ve geliyor. 20 dakikada. düşünsenize acıktınız ve çıkıp bahçeden önce sebzeleri toplamanız gerektiğini, ardından bir hayvan kesmeniz, ayıklamanız, pişirmeniz gerektiğini. benim şekerim düşerdi valla :)
ya da birisine ulaşmamız gerektiğinde telefonla arıyoruz, hop 3 saniye. bizden önceki jenerasyonlar askere çocuğunu gönderip belki aylarca mektup yolu gözlüyordu. bizim saniyeler süren beklemelerimiz bile şimdi bize ızdırap olurken, o anaları düşünsenize. çocuk öldü mü kaldı mı. bekle de haber gelsin.
----
bir de, kendimce bu aceleciliği silmeye çalışırken kendime hatırlattığım bir cümle var. bir yerde okumuştum.
alles zu seiner zeit.
'her şey kendi zamanında' veya 'her şeyin zamanı var' olarak çevriliyor dilimize.
gerçekten de öyle. siz istediğiniz kadar kendinizi yırtın, zamanı gelmeden açmıyor hiçbir çiçek.
o yüzden acele etmeyin, koşturmayın.
koşsa da yetişemiyor bazen insan.
bari boşuna yorulmayın.




Yorumlar